Okulumuzun 25. kuruluş yıldönümü etkinlikleri çerçevesinde Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü tarafından düzenlenen “Okumak Değiştirir” temalı kompozisyonn yarışmamızda birincilik ödülünü 10-A sınıfından Ayşe Zeynep ÜLGER kazanmıştır. Öğrencimiz tebrik ediyoruz.

Birincilik ödülü kazanan kompozisyonumuz:

KAPILARIN ARDI

Bambaşka hikayelerle doludur bütün insanlar. Her hikaye başka bir ana karaktere sahiptir. Kimisi gerilim olur, kimisi dram. Bir tek başlangıçları ve sonları aynıdır hepsinin. Başlangıçlarında sevinç, sonlarında keder saçarlar okurlarına, severlerine. Fakat hikayelerin geri kalan kısımları ana karakterlerin elindedir. O belirler hikayesinin ne tür duygular barındıracağını . Bu hikayelerin bir de belirgin bir farkları vardır. Bazı karakterler çok renklendirmek istemezler hikayelerini. Sadece başlangıca ve sona odaklanırlar. Oysa bin bir güzellik saklıdır öykülerinde, bilemezler. Kimileri ise sadece başlangıç ve sondan ibaret olmadıklarının farkındadırlar. Ve bu farkında olanlar kullandıkları ortak bir şey vardır, bir kapı. Bu kapı onları kendi hikayelerinden çıkarır ve bambaşka öykülere yolculuğa gönderir. Başka karakterler, başka bir zaman, başka bir mekan…

Belki siz de henüz bu kapıyı bulamamışsınızdır. Sizin için nerede bulabileceğinizi söyleyeyim, her yerde. Bazen cebinizde, bazen dolabınızın bir köşesinde terk edilmiş bir halde…  Çünkü bu kapı kitaptır. Binlerce, milyonlarcadır. Ve en güzeli de siz nerede isterseniz oradadır. Sizin emrinizde, sadık bir yardımcınızdır. Çoğu kişi bilmez ama, bu kitaplar aslında sizin birer parçanızdır. İnsanlar onlara ihtiyaç duymadıklarını düşünürler, genellikle de gereksiz bulurlar. Fakat insan her ne kadar reddederse reddetsin, varlığından bir parça olmadan nasıl yaşayabilir ki? Montaigne’in bir sözü vardır: “Ben kitaplarımı değil, kitaplarım beni ortaya çıkarmıştır.”

Kitaplar, kapılarından geçtiğiniz anda sizi bambaşka diyarlara götürmenin yanında daha yüzlerce fayda sağlarlar size. Bilmediğinizi öğretir, yanlışınızı düzeltirler. Kısacası sizi koruyup kollarlar. Dünyaya bakan bambaşka pencereler sunarlar size. Her birinden bakarak şu ana kadar bildiklerini sorgularsınız.  Koskocaman bir okyanusturlar ki, ömrünüzü verseniz bile bu okyanusun her karışını gezemezsiniz. Anlattıkları öyküler o kadar fazladır ki hepsine misafir olamazsınız. Ama bir tanesi bile size bambaşka ufuklar açacak kadar kuvvetlidir. İşte bu kadar büyülüdür kitaplar. İnsan aklı, gelişmeye müsait bir mucizedir bilirsiniz ki. Hatta gelişmeye müsait değil, gelişmeye açtır. Sürekli yeni bilgiler ister, görüp duyduklarını merak eder ve bu merakı asla sona ermez. Ulaştığı bütün cevaplar da onu başka bir soruya yöneltir. İşte aklımızdaki bu soru işaretlerini gidermemiz için kitaplar biricik kaynaklarımızdır. Bir karşılık beklemez, yarı yolda bırakmazlar. Ne zaman ve nerede isterseniz, o an size bütün hazinelerini sunarlar. Okudukça bilgi dağarcığınızın ne kadar fakir olduğunu anlarsınız. Çünkü bu uçsuz bucaksız okyanusun yanında sizin bildikleriniz ancak bir bardağı doldurabilir.

“Okumanın bana ilk faydası bilgisizliğimi açıkça göstermesi oldu.”

-Edward Bulwerd

Dediğim gibi her insan bir hikayeden oluşur. Tek bir dünya, milyonlarca farklı öykü. Ve bu öyküler asla bağımsız olamazlar. Birbirlerine bazen bir daha asla ayrılamayacak şekilde bağlanırlar, bazen ise sadece yolları kesişir. Peki insan bu karmakarışık öyküler yumağında sadece kendi hikayesini yazarak ilerleyebilir mi? Bu mümkün değildir. İnsan; hikayelerinin kesiştiği insanları tanımalı, onları anlamalıdır. Hatta bazen, dünyanın öbür ucundaki yollarının asla kesişmeyeceği kişileri bile anlaması gerekir. Çünkü hayatları birbirine bağlanmasa da hissettikleri duygular kalplerini bağlar. Biri birinden habersiz onun bazen acısını, bazen mutluluğunu paylaşır. Ve yine aynı kapı insanların yardımına koşar. Çünkü kapaklarının ardında milyonlarca öykü barındıran bu kitaplar, milyonlarca insanı anlatırlar bize. Yaşadıkları zorlukları, neler hissettiklerini… Hepsini, sanki insan kendi yaşıyormuş gibi tattırırlar. İşte böylece insan, kendini bir süreliğine başka öykülerde bulur. O öykünün ana karakteri yerine kendini koyar ve onu olabilecek en yakın şekilde tanır. Konfüçyus der ki : “Okumayı bilirsen her insanın bir kitap olduğunu göreceksin.” İnsan kitap okudukça, birer roman olan insanları okumayı da öğrenir. Ve zamanla kitaplarda karşısına çıkan insanların, çevresindeki insanlarla ne kadar benzer olduklarını görür. Onları tanımak, anlamak artık eskisi kadar zor değildir.

İşte böyledir kitapların yani kapıların ardındaki dünya. İnsan için bir mucizedir, bir şifadır adeta. Ayrıca unutulmamalıdır ki kitaplar, insanın ruhunu besledikleri gibi bedenine de bir lütufturlar. Zihni çalıştırır, canlı tutar ve zamanla fonksiyonlarını yitirmesine engel olurlar. Alzheimer gibi yaşla birlikte gelen hastalıkların önüne geçer, geciktirirler. O kadar çok öyküye misafir olup hepsini en ince ayrıntısına kadar zihninize yerleştirmeniz de haliyle hafızanızı güçlendirdikçe güçlendirir. Zihninize sürekli uyanık kal, uyanık kal diye sinyaller gönderen teknolojik aletlerden sizi uzaklaştırarak beyninizi dinlendirir ve uyku kalitenizi arttırırlar. Daha sayamadığım o kadar çok şey var ki.

Bütün kitaplar tek bir hikayenin daha iyi anlaşılması için okunurlar. O tek bir hikaye de sizin hayatınızdır. Ve unutmayın ki, bütün kitaplar siz nerede isterseniz orada ve sizin emrinizdedirler. Eğer kapıları sık sık kullanmazsanız, kapılar paslanır ve bir daha açılmazlar. Necip Fazıl Kısakürek’in bir sözü vardır: “Seneler vurmadan silgiyi, bağlayın kitapla bilgiyi.” Siz de bu kapıları sık sık kullanın ki zaman zihninizi asla yıpratmasın.

 

“Bugün Livaneli’nin hayal dünyasını ziyarete giden ben, Son Ada’sındaki bir adalı, sahilindeki bir martı oldum. Bu evrende utanması gereken onca insanın yerine ben utandım ve medeniyet denen kavramın asıl yüzü hakkında düşüncelere daldım…”

30.06.18

Cumartesi

Ayşe Zeynep Ülger 10-A 105